Yeşilçam filmlerinde iyi kalpli ve güzel bir o kadar da sevdiğine sadık kadın karakterlerimiz kadar kısa süreli de olsa “paraya gidenleri” de var. Film sonunda yaptığı hatayı gören ablalar bütün iyi niyetiyle terk ettikleri hayata dönmeye çalışırlar. Bir çok filmde de bunu başarır ve eski mutlu hayatına döndüğünde ekranda “SON” yazısını görürüz. İşte “Müjgan” bu filmlerden değil. Mutsuz sonla biter. Çünkü Hüsnü’yü hiç haketmemiştir Müjgan. Müjgan’ı bilmeyeniniz olabilir ama adı ne olursa olsun bu karakteri tanırız bazen de yaşarız. Kadir İnanır ve Türkan Şoray başroldeyken adı “Azize” olur, Esen Püsküllüoğlu (Nam-ı diğer Müjgan) ve Sadri Alışık karaktere “Müjgan” adını koyar. Filiz’le Turgut var “Fakir Gencin Romanı” filminde.
Müjgan’ı yerden yere vuran Hüsnü’nün satırlarından bu yazı çıkmıştır. Yazı benim gibi görünse de pek bir katkım yok, olamıyor çünkü. Hüsnü öyle sert sözlerle vuruyor ki Müjgan’ı ne söylesem en ağırı “Allah belanı versin”den öteye geçemez. Belki bir kaç tane de galizli küfür. Ha bir de Hüsnümüzün soyismi de başka bir yazı yazdırabilir bana. “Hüsnü Neşedenyana” Hüsnü filmin berduş karakteri. Şimdilerin esas oğlanlarına pek benzemiyor. Öyle ki oturduğu meyhane de gerçek, kadehteki rakısı da. Üstelik rakısı sansürsüz ve buğulanmamış!
- yaşamak müjgan gibi bir şeydir, ölmek müjgan yok demektir
İşte bu noktada verdiğim sözler aklıma geliyor. Belki pembe panjurlu ev sözüm yok ne “O”na ne de başkasına ama güzel şeyler düşledik “O”nunla. Acaba diyor insan bu filmi izleyince, acaba… Sonu güzel bitmeyen fakat en güzelinden seçilmiş perdeleriyle hayat!
müjgan gibi ben de birbirimize ettiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum.
—-film hakkında— Manav çırağı Hüsnü, mahallenin güzel kızı Müjgan’a aşıktır. İki fukara genç, huzurlu ve mutlu yaşayacakları sıcak bir yuvanın hayalini kurmaktadır. Müjgan, annesini rahat ettirmek, biraz para biriktirmek için bir işe girer. Hüsnü, bu durumdan rahatsız olur. Sebepsiz, garip bir endişe duyar. Bir terzihanede çalışmaya başlayan Müjgan, zengin bayanları gördükçe lüks yaşama imrenir. Üstelik işyeri sahibinin oğlu da Müjgan’a ilgi duymaktadır. Diğer yandan Müjgan’ın, zengin bir damat isteyen paragöz annesi kızının Hüsnü’yle evlenmesini istemez ve kızını Faruk’a verir. Film hakkında en doğru anlatım->http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=8736642 —film hakkında— Filmi film yapan yukardaki senaryosu değil Hüsnü’nün “gözleri dört defa lacivertti müjgan’ın” sözleri ve iç çekişlerinde ekrandan çektiği hepimizin ruhu. Rakı beyazı ve hüzün siyahı bir eskilik var renkli filmde. Temelinde iki gönül bir olunca yatan film böyle devam etmiyor.
nikah resimlerimizi de çektirdik. sonra karpuzcu raşit ağabeyinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık. sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. sonrada çarşılara giderdik. eşya beğenirdik elden düşme; aynalı konsolumuz topuzlu karyolamız bile olacaktı. müjgan’ın her an her bi daim yanında olacaktım ama olmadı gitti. nereye mi ? paraya gitti abicim paraya.
Şuraya bak Müjgan gelmiş yazıyı okumaya.Yine de hoşgeldin Müjgan. Sana kızıyoruz, haklısın. Ama inan sevdiğimizden filmin ilk 20 dakikadaki halinizi.
Merhaba nâlan… merhaba Yoksul mahallemizin en havalı kızı Merhaba, yanlış ağlara takılmış Muhteşem deniz yıldızı.
Film, pembe rüyaların raylarından en güzel vagonlarıyla çıkıp eline bir tek demiryollarını veriyor Hüsnünün. Paslanmış raylar kalınca elinde garibanımın ver ediyor feryadı. Rakı şişesine sokuyor kafasını. Yok yok balık olmak için değil, balık aramak için. Malum rakıyla çok güzel gider meret. Üstelik Orhan Veli’den de haberi yok Hüsnü’nün.
gelinliğini kiralıyacağız duvağını da geri vermiyeceğiz üstelik
Repliklerinden kitap yaptıkları sayısız değersiz film varken bu filmi es geçmeleri kapitalizm için bir salaklıktan başka birşey değil. Aynı filmi kaliteli oyuncularla tekrar çekerek ayıplarını örtmeliler. Üstelik Issız Adam’da çalan bir kaç parçayla öyle bir nostalji rüzgarı esti ki bu filmde daha fazlası olacaktır. Neyse yazıya dönelim. Müjgan evlenmiş ve çocuğu olmuş ve bayram arifesi çocuğuna alışverişe çıkmıştır. Karşılaşırlar.
- merhaba müjgan. merhabalar olsun. – merhaba. şeye çıkmıştım, koray’a bayramlık alayım diye. – çocuğun değil mi? evlenseydik bizim çocuğumuz olacaktı. benim çocuğum olacaktı değil mi? ismi de ahmet/mehmet/cemal gibi bir şey olacaktı. aah müjgan ah! – konuşmayalım. bırakalım bu lafları. şaşırtma beni, boş yere sevindirme. sanki hala unutamamış gibisin beni, seviyor gibisin. konuşmasını yaşayıp, müjgan düşen çocuğuna koştuğunda kendi kendine “müjgan’ı unutmak.. mügan’ı sevmemek..” deyip yutkunuyor isen, o müjgan’dır. o gerçek aşktır.
Neşedenyana başlayan filmin ağlatan sonunu görmek garip bir mutluluk veriyor fakat sulu gözlerle.
zengin olsaydım sensiz kalmazdım her an düşünüp seni hiç ağlamazdım param olsaydı aşkım kalırdın seve seve yanımda benimle yaşardın
Filmin en etkileyici son sahnesi;
—sözler—
sevgimizin bir tanesiydin müjgan. saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür, elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti. ve de her ne hikmetse o da bana gönüllüydü. öyle bir sevdim ki müjgan’ı, dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim, evleniriz gibi geldi bana. evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar, fakir soframız kurulur gibi geldi. sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. sonrada çarşılara giderdik. eşya beğenirdik elden düşme; aynalı konsolumuz topuzlu karyolamız bile olacaktı. müjgan’ın her an her bi daim yanında olacaktım ama olmadı gitti. nereye mi ? paraya gitti abicim paraya
nasılda sevmiştim yıllarca ben seni
her akşam bekledim yollarını
elbet bir gün biz yuva kurarız derken
duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle
zengin olsaydım sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın
nikah resimlerimizi de çektirdik. sonra karpuzcu raşit ağabeyinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık. ama müjgan takmadı bunu takamadı uçuverdi elimden. meğer gizlice altın bir kafes bulmuş kendine. müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler, benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar. öyle sevindim ki. mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim. müjgan gibi bende birbirimize ettiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum. bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi. bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler. senede birkaç ay zaten avrupa’daymış dediler. zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler, unuttum bende. hiç aklıma gelmedi. hatırlamıyorum bile müjgan’ı. hatırlamıyorum
öptüğünü düşünüyorum dudak yerine parayı
para için açar mı sevişenler arayı
madem para mühimdi al koluna parayı
çantana da koy aldığın o kocayı
zengin olsaydım sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın
—sözler—
İzlemek isteyenler STV ve Flash Tv yayınlarında ara sıra denk gelebilir. Filmin son 8 dakikasını alkışlarlayaşıyorum‘da buldum, replikleri de hatırlamam da google ve özellikle ekşisözlük‘ün rolü büyük. Arada kullandığım şiiri hatırladınız eminim. Yusuf Hayaloğlu’nun Nalan’ı da başka bir Müjgan’dır.
Hani, son bölümde sen yamuk yapıp Fabrikatör Nubar Bey’in Tarabya köşküne gitmiştin… Hani, arkadaşım Halit Akçatepe’nin yanında Beni acayip refüze etmiştin… Ve işte o an gözümde, Eskicinin bile almadığı Bir eski eşya gibi, bitmiştin!..




[...] This post was mentioned on Twitter by Enis Ö, Enis Ö, Enis Ö, Enis Ö, Enis Özen and others. Enis Özen said: Ah Müjgan Ah. Yazan: Hüsnü NEŞEDENYANA http://goo.gl/fb/G0YaR [...]