postimg
Ara 2009 28

mecnun isen ey dil sana leyla mı bulunmaz
bu goncaya bir bülbül-ü şeyda mı bulunmaz

sun şerbet-i lal-i lebin ağyara vefasız
saki mi bulunmaz bana bir sahbâ mı bulunmaz

arzetmiyorum aleme alam-ı derunum
yoksa bana bir mahremi sevda mı bulunmaz

bir sen misin alemde tabip illet-i aşka
teşhis-i dile başka etibba mı bulunmaz

al aşkını ver gönlümü allah için olsun
dil vermek için dilber-i rana mı bulunmaz

mesud edecek kimse seni yoksa nezihe
meşgul edecek bir şuh-ı hülya mı bulunmaz.

Yaşar Nezihe Bükülmez

Yukardaki gazel, aruz vezniyle yazılmış olup vs. vs. vs. diye devam eden lise dönemi edebiyat yazılı kağıtlarıma selam edeyim evvela.  Pek yüksek olmayan notlarımdan öte ayrı severim şiirleri. Yukardaki dizeleri görmenizin sebebi yalnızca dizelerden hazzetmem değil. Şairi ayrı bir önem taşır.

Şair hakkında birazdan yazacaklarımı en altta verdiğim sitelerden okudum ve bir kısmını alıntıladım. Dileyen hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilir. Ben yazıyı oldukça kısa tutacağım çünkü.

Türkiye’nin ilk kadın işçi şairi / ilk kadın sosyalist şairi anlatırken dayanılan kaynak tek aslında. Türk kültürü araştırmacısı Taha TOROS.

Aylarca iz süren Taha bey, 4 temmuz 1934 günü Aksaray Oruçgazi sokaktaki 4 numaralı evin kapısını çalar. Kapıyı açan kadının Yaşar Nezihe hanım olamayacağını, belki hizmetçisi olabileceğini düşünür. Yanılmıştır. Kapıyı açan Yaşar Nezihe’dir. Bulmuştur ya artık, günlerce konuşurlar. Taha beye güvenmiştir Yaşar Nezihe hanım. İçini döker ona. Evrak-ı metrukesini sunar…

yaşar-nezihe İlk kadın işçi şair olmak, ne işçi olmaya benzer ne de şair olmaya. Bana kalırsa kadın olmak bile yetmez. Aruzla şiir yazmayı kendi başına öğrenmiş. Aslında ona birşey öğretecek pek kimse olmadığını şu sözlerinden anlıyoruz.

“Silivrikapı’nın fakir bir sokağında, fırtınanın çatıları titrettiği bir kış gecesinde doğmuşum. Doğduğum gece evimizde damla gaz yokmuş! Annemi altı yaşımda kaybettim. Dört kızı ölmüş bir ailenin tek kızı idim. Yoksulluk içerisinde büyüdüm. Ailemiz belediyede kantar memuru olan babam sarhoş Kadri Efendi, kötürüm ve yaşlı bir amca ile zalim bir teyzeden oluşuyordu.”

Aruzla şiir yazmayı öğretecek kimse olmasa da zalim diye nitelediği teyzesi kendisini şair olmaya teşvik eden sanırım. Yine anılarında zalim teyzeye rastlıyoruz.

“Teyzem cahil, fakat hassas bir kadındı. Annemin ölümünden sonra kalbimin bütün muhabbetini ona vermiştim. Geceleri onun kadit dizlerine başım koyarak dinlediğim masallar, ufku teha-yyül ve tahassürümün açılmasına hayli yardım etmiştir.”

Yaşar Nezihe’nin okul zamanı gelir, ancak babası okumasına karşıdır. Küçük kız kendi başına okula gider. Hoca hanıma der ki: “Ben öksüzüm beni de okutun.” Sınıf arkadaşları ona “kendi gelen” adını takarlar. Babası okula gider ve Yaşar Nezihe’yi döverek okuldan alır, sonra da evden kovar. Bunun üzerine bir komşusuna sığınan Yaşar Nezihe, bir yandan çalışıp bir yandan da okur. Bu bir yıl kadar sürer, ki bütün tahsili budur.

“Mahalle mektebine gizlice başladım. Babam işitmiş, ‘Bâbı-âli’ye kâtip mi olacaksın?’ diye saçlarımdan sürükledi ve evden kovdu! Vefâlı bir komşuya sığındım. İçimdeki okuma hırsını yenemiyordum. Beş param yoktu. Dere kenarlarında papatya, ebegümeci tohumları toplayarak aktarlara satardım. Kazancımın 40 parasını hoca hanıma, 40 parasını kalfaya verirdim. Gördüğüm bütün tahsil budur.

yasar nezihe kitap taha toros

Bu noktadan sonra Nezihe Hanımın gönül işleri başlıyor. Burada okuyacağınızda aklınıza ne gelecek bilmiyorum fakat böyle bir senaryo, böyle bir trajedi ve drama yoktur sanırım.

Yıl 1896. Babası sokaktan geçen birini, Hilmi Çavuş’u gösterir Yaşar Nezihe’ye. Ve:
-Seni ona vereceğim, der. Her gün karakolun önünden geçer Yaşar Nezihe. Birkaç kez gözgöze gelir Hilmi ile. Bakışarak, gözleriyle sevişirler. Bir gün de bohçacı kadaın bir mektup getirir Hilmi’den, “Gonca dehanım, muhabbetli sultanım” diye başlayan bir mektup. Daha sonraları alacağı yüzlerce mektubun yanında bu ilk mektubun yeri bir başka olacaktır. Ne var ki Hilmi’sine kavuşamayacaktır Yaşar Nezihe.

İlk şiiri 1895 yılında Malumat gazetesinde yayımlanır. Mazlume ya da Mahmure adıyla. Daha sonra Terakki, Hanımlara Mahsus Gazete, sabah, Menekşe, Kadın Yolu, Kadınlar Dünyası, Aydınlık gibi gazete ve dergilerde yıllarca yazacaktır. Aydınlık’ta oğlu Vedat da yazacaktır bir zaman.

Babasını arzusu ile evlendiği ilk kocası Atıf Zahir, tam 27 yaş büyüktü Yaşar Nezihe’den. Nikahtan sonra gelip onların viraneye yerleşmişti. İçgüveysi olmuştu yani. Bir yıl sonra, çocuğu olmuyor diye boşadı onu, daha önce üç kez evlenmiş amma baba olamamış Evkaf katibi Atıf Zahir.

İkinci kocası bir mühendisti, Mehmet Fevzi bey. Altı yıllık evliliklerinde altı ay kadar ancak beraber oldular. Bu arada üç çocukları oldu. Ve Yaşar Nezihe’yi terketti gitti bir gün mühendis bey. Yıl 1910 idi. Suat ve Sedat gıdasızlıktan öldüler. Yaşar Nezihe, 1915 yılında bir haber aldı mühendis beyden.

“Ağır hasta imiş, beni evine çağırıyordu. Hiç titremeden gittim. Karyolasında son dakikalarını yaşıyordu. Benim elimden bir yudum su istedi. Arzusunu hemen yerine getirdim. suyu içtikten sonra yaşlı gözlerle;- Beni affet Nezihe, dedi. Beynimde, beş yıllık sürünmenin, onun yüzünden fidan gibi iki çocuğumu kaybetmenin tartışmasını yaptım. Çektiğim acılarla nasırlaşmış kalbimin son cevabını verdim:-Affedemem… Üç saniye sonra gözlerini kapadı. Avcumun içindeki eli buz gibi soğudu, ölmüştü”

Üçüncü evliliği ancak elli gün sürmüştü. Hikayeci, gazeteci ve tahrirat katibi Yusuf Niyazi beydi üçüncü kocası. Sanki şeytan tüyü vardır çapkın Yusuf Niyazi’de, belki on kez evlenmiştir. Aslında tanışmaları eskidir. Hatta iki yıl da nişanlı kalmışlardır ondokuzuncu yüzyılın son yıllarında. Ama babasını gözü bu efendiyi tutmamış ve vermemiştir Yaşar Nezihe’yi ona. Nasipmiş ki iki yıl nişanlı kalıp ayrıldıktan yıllar sonra evlenirler. (10 Temmuz 1912)

Alır Cide’ye götürür Yaşar Nezihe’yi. İki karısı vardır orada, onları da getiri eve. Dayanamaz Yaşar Nezihe bu ayıba. İstanbul’a döner ve boşanmak için mahkemeye başvurur. Ve boşanır. Çok direnir amma boşanmamak için Yusuf Niyazi. Boşansalar da mektuplaşırlar, nişanlılıklarında mektuplaştıkları gibi. Bir sepet dolusu mektup kalmıştır Yusuf Niyazi’den ona kala kala… Yeniden evlenebilmek için ne diller döker o mektuplarda Yusuf Niyazi bir bilseniz. Anlaşılan Yaşar Nezihe’nin inceliğini hiçbir kadında bulamamıştır.

yasar-nezihe ve taha-toros

Acılara, yoksulluğa, açlığa, iğnesiyle ve şiirleriyle dayanır.Komşularının cephedeki erkeklerine mektuplar yazarak da üç beş kuruş kazanır. İki kez intihara kalkışır. Oğlu Vedat’ı okutur.

1912 yılında koleradan ölen babasından 1924 yılında 50 kuruş aylık bağlanır Yaşar Nezihe’ye. Bu gecikmiş ve komik aylığı gazetelere yolladığı protesto mektuplarıyla kınar.Mürettipler Grevi’ni anlatan şiiri ve bu grev sırasında yaptığı bir konuşma yüzünden soruşturma da geçirir. Allahtan Nezihe Muhittin hanımın ilgisi sayesinde kurtarır kanundan paçayı. Soyadı kanunu çıkınca da BÜKÜLMEZ soyadını alır. Gerçekten de yenilmez yıkılmaz bükülmez ve tam doksanbir yıl yaşar.

Son olarak Taha Toros 91 yıl yaşadığını belirtmiştir. Okuduğum kaynaktan aldığım bu bilgi diğer kaynaklarla farklılık göstermektedir. Fakat bir çok kaynakta yaşamının bu kadar uzun sürmediğine dair rakamlar görülmekte. Altınılı yazımın son cümlesini toplumsalozgurluk.com‘dan yapmak istiyorum.

Bazı antolojilerde 1934’lerde öldüğü söylenerek, yaşadığı zamann bile çok görülen Yaşar Nezihe için biz de ölüm tarihini vermeyerek çubuğu öbür tarafa büküyoruz. Yaşar Nezihe ölmedi diyoruz. Onu görmek isteyenler, 17 ocak akşamları uzaklara değil, Şehremini’ye gidip Baruthane Sokağı’nda gezinirken onu bulabilirler. Şanslıysanız bir iki dize de mırıldanacaktır size bu yürekli kadın.


“Edebiyatı, şiiri, hele aruzla şiir yazmayı kendi kendime öğrendim. Eski zaman dergilerinde en çok benim şiirlerim yayınlanırdı. Bunların tümü yaşlı, dertli ve acılı şeylerdir. Bestelenen bir iki şarkım vardır ki, meyhanelere devam eden, mutsuz kişileri ağlatırdı!”  Bu yazının yazılması da bu şarkılardan birini duymam ve sözlerini merak etmemle başladı. Özellikle Kazancı Bedih şairimizin şiirlerinden şarkılar yapmış. Sennur SEZER’in Evrensel Gazetesinde bahsettiği Urfalıların O’nu sevme sebebi de en çok budur. (Altta bağlantı olarak bulabilirsiniz yazıyı.) Yaşar Nezihe’dan bigane-i gam’ın okunduğu bir sıra gecesini yine yazı sonuna ekledim. Yazıyı buraya kadar okuyan şayet çıkarsa bunu da görecektir.

İlk kadın sosyalist şair olması şiirlerindeki direniş sesinden gelmekte. Hatta ses demek doğru değildir. Bunlar slogan atan dizelerdir. Bir parçasında onlarca slogan yok mudur siz karar verin. Elbet tamamını da verdim aşağıda.

Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden./ Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,/ Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün./ Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

“ 1 MAYIS Ey işçi…/ Bugün hür yaşamak hakkı seninken/ Patronlar o hakkı senin almışlar elinden./ Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin/ Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?/ Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;/ Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd./ Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden./ Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,/ Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün./ Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

Ey İşçi…/ Mayıs birde bu birleşme gününde/ Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde…/ Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;/ Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz./ Patron da fakir işçilerin kadrini bilsiz/ Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin,/ Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi./ Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi./ Herkes yay kaldı, ne tren var, ne tramvay/ Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say…/ Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü./ Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

Sayende saadetlere mazhar beşeriyet; / Sen olmasan etmezdi teali medeniyet./ Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!/ Kuvvetedir hak., Hakkını haksızlara anlat.”

1 Mayısla ilgili yazım için; http://blog.virgullu.com/2009/08/13/1-mayisin-cikisi-ve-tarihi-onemi/

Abdullah Şevki

Yaşar Nezihe’ye mektup – Sennur SEZER – Evrensel Gazetesi – 11.03.2010


Abdera

Kaynakça:Taha TOROS: Mazi Cenneti (İletişim 1992)
Burak BARUTÇU: Bedbaht Bir Şairin Feryatları. (Nar sayı 6, Kasım Aralık 1995)
…SOMBAHAR Kadın Şairler Altarı (ÖZel Sayı Ocak Nisan 1994)
Güngör GENÇAY: (Evrensel Kültür, Mayıs 1998)

MECNUN İSEN EY DİL SANA LEYLA MI BULUNMAZ from Enis on Vimeo.

Leave a comment

Get Adobe Flash player